Makaleler  › Kapımı Bir Kız, Gönlümü Bir MARKA Çaldı.

KAPIMI BİR KIZ, GÖNLÜMÜ BİR MARKA ÇALDI

Kapı çaldı. Açtım. Uzun boylu, güzel bir genç kız, düzgün bembeyaz dişleriyle gülümsüyordu kapıda. Oldukça şık elbisesinin içinde, dişleri kadar beyaz kolalı gömleği, bu beyazlığı yaran bir nehir gibi fuları, göz kamaştırıcıydı. Saçları düzgünce iki yandan toplanmış, eskrimci gibi dik ve dengeli duruyordu. Eteği tam da ölçüsünde, ne çok uzun ne çok kısa, ayakkabıları zarif ve parlaktı. Bahar çiçekleri gibi koku yükseliyordu teninden, çok hoş, hafif, insanın içine ferahlık veren bir koku.

Oturduk. Türkçe’yi çok güzel konuşuyordu. Ne de olsa anadilimiz Türkçe. Sanki anadili Türkçe değilmiş gibi Türkçe konuşan Türklerden değildi. Benimle neden görüşmek istediğini oldukça yalın ve net bir dille anlattı. Mimiklerini yerli yerinde kullanıyor, gereksiz ayrıntılara girmiyor, konuşurken tonlamalarıyla konuşmasını dinletmeyi biliyordu. Bana bir şey satmak istediğini söyledi, benim o şeye neden ihtiyacım olduğunu anlattı. Sorularımı sakince dinledi, hem de hiç sözümü kesmeden. Yanıtları düzgün, akılcı ve netti. Bana sattığı şey konusunda uzman olduklarını çünkü sadece o şeyi üretmeye odaklandıklarını, sattığı şeyin piyasadaki diğer şeylerden farkını ve bu farkın Türkiye’de sadece onlar tarafından yaratıldığını anlattı. Beni oldukça iyi tanıyordu, ilgi alanlarımı iyi biliyordu. Ne yemekten hoşlandığımdan tutun, nasıl giyindiğime, ne kadar kazandığımdan, hangi müziği dinlediğime kadar; bir bir saydı. Bu beni mutlu etmişti, beni oldukça iyi tanıyan genç, güzel, iyi giyimli bir hanım bana bir şey satmaya çalışıyordu ve sattığı şey konusunda uzmandı. Doğrusu piyasadaki diğer şeylerden farkları gerçekten ilgimi çekmişti, –sanıyorum beni iyi tanıdığı için ilgimi çekeceğini de iyi biliyordu- bu farkları tüm diğer artılarına eklendiğinde zihnimde onlar hakkında olumlu düşünceler oluşmaya başlamıştı bile. Zaten birkaç arkadaşım, bu genç ve güzel hanımla tanışmış, onlar da etkilenmiş; o şeyi satın almış, kullanmış ve bana tavsiye etmişlerdi. Daha önce reklamlarını hiçbir yerde görmesem de, arkadaşlarımın bu tavsiyesi bile beni yeterince etkilemişti.

Evet, genç kız savaşı kazanmış, zihnimde bir yere sahip olmayı başarmıştı. Bu güzel kız ve sattığı o şey hakkında düşüncelerim olumluydu. ISO bilmem kaç belgelerini görmesem de o şeyin kaliteli bir şey olduğunu düşünüyordum. Zaten müşteri ben olduğuma göre o şey benim algıladığım kadar kaliteliydi; belgeleri kadar değil! Laf aramızda bu güzel genç kızın beni bu kadar iyi tanıması da kendimi özel hissettirmişti…

Galiba aşık oluyorum. Aşık olunca insanın gözü bir şey görmez. Genç kızın sattığı o şey için piyasadaki diğer şeylere ödeyeceğimden daha fazla para ödemeye hazırım. Çünkü o şey piyasadaki diğer şeylerden farklı, ve genç kız bu farkı çok net ortaya koyuyor. Hem o şey diğer şeylerden daha kaliteli… En azından ben daha kaliteli olduğunu düşünüyorum… Bu arada kız da çok güzel!

Tamam genç hanım, o şeyi alıyorum! Hem de kaç paraysa!

Bu yazıda oynayanlar:
Genç ve Güzel Kız (Esas Kız): Sizin markanız
Ben: Hedef kitleniz.
O Şey: Ürününüz.

Taylan Yapıcı

Ana Sayfa | Hakkımızda | Referanslarımız | İletişim |
Telif Hakkı © 2008 Markatescilim. Bütün Hakları Saklıdır.