Marka Haberleri  › Gıda Sanayinde Markalaşma...

Gıda Sanayinde Markalaşma
 
   Markalaşma günümüzde her sektörde sıklıkla kullanılan bir kavram olarak öne çıkmaktadır. Gıdanın insan beslenmesi için vazgeçilmez bir unsur olması ve doğrudan insan sağlığı ve yaşam kalitesini etkilemesi gerçeği nedeniyle, gıda ürünlerinin markalaşmasında güvenlik ve sağlık kavramlarını öne çıkmaktadır. Kalite maliyetlerini üstlenmiş olan markalı ürünlerin karşısında çoğu zaman hijyen koşullarına uygun olmayan tesislerde üretilen ve denetlenemeyen ürünler büyük bir haksızlığa yol açarak sektörde güvensizliğe yol açmaktadır. Bu sebeple güvenli gıda sağlanmasında tüketicilerin markası belli, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından onaylı, kalite güvence sistemleri olan işletmelerin ürünlerini tercih etmeleri ve bu anlamda bilinçlendirilmeleri de son derece önemlidir.
    Markalaşma günümüzde her sektörde sıklıkla kullanılan bir kavramı olarak öne çıkmaktadır. Markalaşmaya giden yolda kuşkusuz üretilen bilginin ve teknolojik yeniliklerin öncelikle haklarının korunması ve patent altına alınması gereklidir. Bunlara ilave olarak gıda sektöründe markalaşma için en önemli faktörlerin başında gıda güvenliğinin sağlanması, ürünlerin beslenme açısından sağlık yararları taşıması, standart kalitenin sürdürülmesi ve daha sonra tüketici tercih ve kabullerinde önemli olan doğallık, ambalaj tasarımı, kolay taşıma ve saklama vb gibi diğer faktörler sıralanmaktadır. Gıdanın insan beslenmesi için vazgeçilmez bir unsur olması ve doğrudan insan sağlığı ve yaşam kalitesini etkilemesi gerçeği nedeniyle, gıda ürünlerinin markalaşmasında güvenlik ve sağlık kavramlarını öne çıkarak tüm diğer ürünlerden farklı bir yaklaşım yaratmaktadır.

    Oysa gıda sanayinin yaşadığı en önemli sorunlardan biri haksız rekabeti de tetikleyen kayıt dışı üretimlerdir. Kayıt dışı kısaca “merdiven altı” diyebileceğimiz ve ihbar olmadıkça herhangi bir yasal denetimin yapılamadığı üretimlerdir. Kesin olarak veriler ile konuşmak mümkün olmamakla birlikte, kayıt dışının tüm gıda sanayide yaklaşık %80 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bununla birlikte bazı alt sektörlerde bu rakamlar çok büyük değişiklikler göstermektedir (%5-10dan %80e kadar bir aralıkta). Kayıt dışı üretimin ise yol açtığı çok önemli iki sorun vardır. Bunlardan birincisi kuşkusuz ekonomik zarar ve haksız rekabet ortamıdır. Özellikle kalite maliyetlerini üstlenmiş olan markalı ürünlerin karşısında çoğu zaman hijyen koşullarına uygun olmayan tesislerde üretilen ve denetlenemeyen bu ürünler büyük bir haksızlığa yol açmaktadır. Ancak kayıt dışı üretim ile karşımıza çıkabilecek ikinci önemli zarar ise insan sağlığı üzerinedir. Elbette ekonomik zararlar gıda kaynaklarımızın etkin kullanımı açısında da büyük önem arz eder. Ancak asıl kritik sorun bu üretimlerdeki gıdaların güvenli olup olmamasıdır. Oysa tükettiğimiz gıdaların beslenme özellikleri ne olursa olsun vazgeçilmez unsuru güvenli olması, kısaca “normal tüketim koşullarında bizleri hasta etmeyecek nitelikte” oluşudur.

   Marka yaratmak ve markalı ürünlerin tüketilmesi gıda güvenliği sorununa bir çözüm olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü markalı ürünlerin izlenmesi ve denetlenmesi mümkündür. Avrupa Birliği katılım ortaklığı sürecindeki mevzuat çalışmalarının getirdiği en önemli yeniliklerden biri de “tarladan sofraya” gıdaların güvenli oluşunun sağlanması zorunluluğu olup, gıda maddelerinin üretildikleri ilk noktadan itibaren soframıza gelene kadar geçen süreçler içinde izlenebilir olmalıdır. Kuşkusuz burada amaçlanan sorunları zarara yol açmadan yakalamak ve çözmek, sorunlar ortaya çıktığında da tekrarlanmaması için düzeltici önlemler alabilmektir.

   Ülkemiz gıda sanayindeki işletmeler başlıca üç kısma ayrılabilir; tamamı ulusal, çok uluslu şirketlerle ortaklık ve son olarak da tamamı çok uluslu şirketler şeklindedir. Kuşkusuz her gıda şirketinin ihtiyaçları ve olanakları ve ayrıca Ar-Ge kaynakları birbirinden büyük farklılık göstermektedir. Ayrıca bu şirketler küçük-orta ve büyük olarak da kapasitelerine göre üç sınıfa ayrılabilir. Genel de büyük işletmeler kalite yönetimi sistemleri olan ve sürekli denetlenebilen firmalar olup, yaklaşık %10 civarındadır.

   Ancak genel olarak ülkemiz gıda sanayinde küçük ve orta ölçekli işletmeler mevcut olup, kalite yönetimi sistemleri ve modern üretim teknoloji anlamında ciddi yetersizlikler söz konusudur. Ancak güvenli gıda sağlanmasında tüketicilerin markası belli, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından onaylı, kalite güvence sistemleri olan işletmelerin ürünlerini tercih etmeleri ve bu anlamda bilinçlendirilmeleri de son derece önemlidir. Kuşkusuz bu noktada da markalaşma ve marka kavramları ön plana çıkmaktadır.

   Gıda sanayinde gıda güvenliği sistemi, kalite yönetimi ve marka birbirileriyle iç içe kavramlardır. Tüketicilere bu yönde bilinç kazandırıldıkça ya da diğer ifade ile eğitim sağlandıkça ülkemiz gıda sanayinin önü haksız rekabetin sekteye vurması ile açılacaktır. Özellikle küreselleşen dünya düzeninde her gıda firmasının mutlak surette bilim ve teknoloji odaklı düşünmesi esastır. Bilginin büyük değerinin olduğu bu son yüzyıl içinde yenilikçi politikalar izlenerek yeni ürünler, yeni teknolojiler, yeni sistemler geliştirilmesi kısacası Ar-Ge ye önemli kaynak ayrılması gerekmektedir. Özellikle yöresel lezzetlerin sanayi ürünü şeklinde üretilmesi ve bir Türk markası olarak dünya pazarında yer bulması özlenmektedir. Bugün Yunanlıların “feta” peynirin hiç şüphe yok ki bir “Ezine” peynirimizin karşısında şansı olmayacaktır. Gıda sanayine düşen önemli bir görev, ülkemize özgü yöresel lezzetlere sahip ürünleri sanayi boyutuna taşıyarak, standart kalitede ve özelliklerde güvenli Türk gıda markaları sunmaktır.

Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu
İ.T.Ü. Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı 

Ana Sayfa | Hakkımızda | Referanslarımız | İletişim |
Telif Hakkı © 2008 Markatescilim. Bütün Hakları Saklıdır.